Toprak Kokulu Direniş
Arka Kapak Yazısı:
Bu kitap, bir ömrün içinden süzülen hakikatlerin hikâyesidir.
Toprak kokulu köy evlerinden, çorap çantasıyla düşülen uzun yollara…
Mektuplarla büyüyen sevdalardan, fabrikanın sabah sirenine karışan umutlara kadar uzanan gerçek bir yaşam.
1990’lı yılların Anadolu’sunda, yokluğun çok ama onurun hiç eksik olmadığı günlerde başlar bu hikâye. Kapılar referansla açılırken, o sırtında emeğiyle yürür. İçeri alınmadığı günler olur; ama hayattan da, mücadeleden de geri dönmez. Yirmi iki kilometre yürür, düşer, kalkar, yine yürür. Çünkü bilir: İnsan umudunu kaybederse asıl o zaman yenilir.
Bu sayfalarda bir babanın gururu var. SSK’lı bir işe kavuşmanın evde bayram sevinci yaratması var. Bir annenin gözlerindeki ışık, bir eşin sabrı, bir çocuğun kalbine yerleşen “babam” sesi var.
Bu kitapta yalnızca bir hayat anlatılmıyor; Bir dönemin dayanışması, komşuluğu, yoksulluğu ve direnci anlatılıyor. Çukobirlik’in bacalarından yükselen emek, pamuk tarlalarındaki alın teri, üç ayda bir eve gelen bir teneke yağın taşıdığı güven duygusu anlatılıyor. Ama aynı zamanda;
Yakılan ormanların dumanı, görmezden gelinen kimliklerin sızısı, onuruyla var olmaya çalışan insanların direnişi var.
Bu, kaybetmeyenlerin hikâyesi değil. Kaybettikçe güçlenenlerin hikâyesi. Çünkü bazı insanlar hayata karşı değil, hayata rağmen yaşar. Ve bazı ömürler, sessiz ama inatçı bir direniştir. Bu kitap, tam da o direnişin; Yoksulluktan onura, hasretten umuda yürüyen bir hayatın izidir.